Uzman Vaiz Kemal Kahraman Yazdı: BEKLE(N)MEK

Bek­le­mek, ya­şa­mın do­ğa­sın­da var olan bir olgu ol­ma­sı­na rağ­men bek­le­me­yi ve bi­linç­li ya da bi­linç­siz bek­le­til­me­yi hiç­bi­ri­miz sev­me­yiz. Amma ve­la­kin öm­rü­müz hep bi­ri­le­ri­ni veya bir şey­le­ri bek­le­mek­le ge­çi­yor.

Uzman Vaiz Kemal Kahraman Yazdı: BEKLE(N)MEK
Haber Merkezi
Yayınlanma

09:27 - 13 Şubat 2025

Güncelleme

09:28 - 13 Şubat 2025

Okuma Süresi

7 dakika

Bek­le­mek, ya­şa­mın do­ğa­sın­da var olan bir olgu ol­ma­sı­na rağ­men bek­le­me­yi ve bi­linç­li ya da bi­linç­siz bek­le­til­me­yi hiç­bi­ri­miz sev­me­yiz. Amma ve­la­kin öm­rü­müz hep bi­ri­le­ri­ni veya bir şey­le­ri bek­le­mek­le ge­çi­yor.
Bek­le­me ol­gu­su her bi­ri­miz­de fark­lı duy­gu­lar uyan­dı­rır. Bu ne­den­le bek­ler­ken cen­ne­ti ya da ce­hen­ne­mi ya­şa­rız. Sha­kes­pe­are, bir so­ne­sin­de sev­di­ği­ne ses­le­nir­ken “Bek­le­mek ce­hen­nem­dir!” demiş. Arap­la­rın bek­le­mek ile il­gi­li şöyle bir sözü var­dır. El-in­ti­zar eş­şed­dü mine’n-nar. “Bek­le­mek, ateş­ten (yan­mak­tan) daha zor­dur.’’
Ha­ya­tı­mız bo­yun­ca; hep bir şey­ler yap­mak, bir şey­le­ri elde etmek, bir şey olmak, bir yeri gör­mek, bi­ri­ne ka­vuş­mak veya bir şey­ler olsun diye bek­le­riz de bek­le­riz. Bek­le­mek in­sa­na çok zor gelse de, in­sa­nın ru­hu­na acı ve sı­kın­tı verse de; için­de umudu, ha­ya­li, şevki ve he­ye­ca­nı ba­rın­dır­dı­ğı sü­re­ce hoş ve gü­zel­dir.
Bazen insan bi­ri­sin­den ala­ca­ğı mek­tu­bu, te­le­fo­nu, ha­be­ri ve müj­de­yi bek­ler. Bazen, has­ta­nın iyi­leş­me­si­ni ve has­ta­ne­den ta­bur­cu ola­ca­ğı günü, ayrı düş­tü­ğü aile­si­nin ya­nı­na gi­de­ce­ği günü, yıl­lar­ca ça­lış­tı­ğı iş ye­rin­den emek­li ola­ca­ğı günü, yaz­dı­ğı ya­zı­nın, ki­ta­bın ya­yın­la­na­ca­ğı günü bek­ler. Ço­cuk­ken bü­yü­me­yi, okula baş­la­yın­ca okul­dan mezun ol­ma­yı, ev­le­nin­ce ço­cu­ğu­nun ol­ma­sı­nı bek­ler, sonra da sün­net ola­ca­ğı, mezun ola­ca­ğı ve ev­le­ne­ce­ği günü bek­ler.
Bazen de ilk kez sa­hi­bi ol­du­ğu evine ta­şın­ma­yı bek­ler. İnsan yazın kışı, kışın da yazı bek­ler. Bazen tah­lil so­nuç­la­rı­nı, kura so­nuç­la­rı­nı, sınav so­nuç­la­rı­nı bek­ler. Bazen du­rak­ta, is­tas­yon­da, ha­va­ala­nın­da bek­ler.
Bazen de in­san­lık­tan na­si­bi­ni al­ma­yan­lar, in­san­la­rın ih­ti­ya­cı olan ti­ca­ret mal­la­rı­nı top­la­yıp stok­la­ya­rak pa­ha­lan­ma­sı­nı bek­ler.
İnsan, bazen an­la­şıl­ma­yı bek­ler, bi­ri­si­nin gelip ha­li­ni sor­ma­sı­nı bek­ler.
Bazen bir na­maz­dan sonra di­ğe­ri­ni kıl­mak için mes­ci­de gidip he­ves­le bek­ler. Ni­te­kim Ra­sû­lul­lah (s.a.s.) şöyle bu­yur­muş­tur: “Siz­den bi­ri­niz namaz için bek­le­di­ği sü­re­ce na­maz­day­mış gibi sevap ka­za­nır.’’ (Tir­mi­zi, “Salât”, 330)
Bazen Allah yo­lun­da hu­dut­la­rı bek­ler, bazen Enes b. Nadr gibi şehit ol­ma­yı bek­ler. Allah Teâlâ, “Mü­min­ler için­de Allah’a ver­dik­le­ri sözde duran nice erler var. İşte on­lar­dan kimi, sö­zü­nü ye­ri­ne ge­ti­rip o yolda ca­nı­nı ver­miş­tir, kimi de (şe­hit­li­ği) bek­le­mek­te­dir…” (Ahzâb, 33/23.) diye bu­yur­muş­tur.
Dün­ya­da acı, zor ve sı­kın­tı­lı bek­le­me­ler de var. Ör­ne­ğin; hasta ya­ta­ğın­da an­ne­nin, ba­ba­nın, eşi­nin veya her­han­gi bir ya­kı­nı­nın ölüp sen­den ay­rı­la­ca­ğı günü ça­re­siz­ce, acı için­de bek­le­mek gibi.
Ahi­ret gü­nün­de de hesap ön­ce­si, zor ve sı­kın­tı­lı bir bek­le­yiş ola­cak­tır. Bu­nun­la il­gi­li ola­rak Hz. Pey­gam­ber (s.a.s.) şöyle bu­yur­muş­tur: “Kı­ya­met gü­nün­de in­sa­noğ­lu şu beş şey­den he­sa­ba çe­kil­me­dik­çe Rab­bi­nin hu­zu­run­dan bir yere kı­mıl­da­ya­maz: Öm­rü­nü ne­re­de ve nasıl ge­çir­di­ğin­den, genç­li­ği­ni ne­re­de yıp­rat­tı­ğın­dan, ma­lı­nı ne­re­den ka­za­nıp ne­re­ye har­ca­dı­ğın­dan, bil­di­ği ile amel edip et­me­di­ğin­den.” (Tir­mi­zî, Sı­fa­tü’l-kı­yâ­me, 1)
Dost­lar! Bu dün­ya­da sev­dik­le­ri­mi­ze, is­tek­le­ri­mi­ze, bek­len­ti­le­ri­mi­ze ve um­duk­la­rı­mı­za ka­vuş­mak ümi­diy­le/ha­ya­liy­le bek­le­mek de gü­zel­dir. Bağ­dat’ı fet­het­tik­ten sonra dör­dün­cü Murat’ın, bir te­pe­den Bağ­dat’ı sey­re­der­ken: “Ey Bağ­dat seni fet­het­me­ye ça­lış­mak, fet­het­mek­ten daha gü­zel­miş.’’ de­me­si de bunu an­la­tır.
Ger­çek­ten de insan is­te­di­ği­ne, sev­di­ği­ne, bek­le­di­ği­ne ka­vuş­tu­ğun­da; bek­ler­ken var olan he­ye­can, hayal ve bir­çok şa­ha­ne duygu sön­me­ye doğru yol alır. Çünkü insan is­te­dik­le­ri­ne ka­vu­şun­ca elde et­ti­ği­nin kıy­me­ti yavaş yavaş azal­ma­ya baş­lar.
İnsan bek­le­me­nin de­ğe­ri­ni; ha­yat­ta bek­le­me­ye değer bir şeyi, bir kim­se­si kal­ma­dı­ğın­da daha iyi an­lı­yor. Zira bu ha­yat­ta bek­le­yecek bir şeyin/kim­sen kal­ma­mış­sa o zaman ha­ya­tı­nın bir an­la­mı, ta­dı-tu­zu kal­ma­mış ve ya­şa­mı­nın pay­dos zili çok­tan çal­mış de­mek­tir. İtal­yan yazar şair Ce­sa­re de ko­nuy­la il­gi­li ola­rak diyor ki: “Kor­kunç olan, bek­le­yecek bir şeyi ol­ma­mak­tır.”
Bu ne­den­le bek­le­me­nin so­nun­da hayal kı­rık­lı­ğı ya­şa­san da, bek­le­yi­şin heba olmuş bir za­ma­na dö­nüş­se de, um­du­ğun ve bek­le­di­ğin şey­ler ger­çek­leş­me­se de yine de azim­le, sa­bır­la bekle. Çünkü bek­le­di­ğin süre içe­ri­sin­de his­set­ti­ğin o umut, he­ye­can, hayal ve düş sana kâ­fi­dir.
Ha­ki­ka­ten bek­le­mek ve bek­len­mek gü­zel­dir. Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek‘in bek­le­ye­nin acı, keder ve hüz­nü­nü; bek­le­me­nin de şid­de­ti­ni an­la­tan şiiri ne kadar da güzel.
“Ne hasta bek­ler sa­ba­hı
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şey­tan, bir gü­na­hı,
Seni bek­le­di­ğim kadar.”
Sahi! Bekle(n)mek güzel değil mi?


Bir Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir