Mardin’deki Mor Hananyo (Deyrulzafaran) Manastırı’nda yaşandığı anlatılan bir hayat hikâyesi, ayrılık, umut ve anne özlemini yıllar sonra yeniden gündeme taşıyor. Küçük yaşta annesinin dönüşünü beklemek üzere manastırda kalan Bahe’nin öyküsü, kentin kültürel ve insani hafızasında derin izler bırakan anlatılardan biri olarak öne çıkıyor.
Mardin’in hemen dışında, safran rengi taşlarıyla dikkat çeken Mor Hananyo Manastırı’nın duvarları arasında, yıllarca süren bir bekleyişin hikâyesi saklı. Anlatıya göre, 1930’lu yıllarda yoksulluk nedeniyle çocuklarıyla birlikte Suriye’ye gitmek zorunda kalan dul bir Süryani anne, küçük oğlu Bahe’yi manastıra emanet etti.
Ayrılırken oğluna söylediği söz ise yıllar sürecek bir bekleyişin başlangıcı oldu: “Burada kal, döneceğim.”
Yıllar geçti, bekleyiş bitmedi
Bahe, annesinin dönüşünü beklemek üzere kaldığı manastırda büyüdü. Rahiplerin yanında yaşamını sürdüren küçük çocuk; bahçeyi suladı, koyunları güttü ve manastırın günlük işlerine yardım etti.
Manastırın kapısı her açıldığında annesinin geldiğini düşünerek kapıya koştuğu anlatılan Bahe için zaman ilerlerken umut da onunla birlikte yaşamaya devam etti.
Mevsimler değişti, bahçedeki ağaçlar büyüdü. Bahe’nin çocukluğu geride kaldı, saçlarına ak düştü. Ancak annesinin bir gün geri döneceği düşüncesi, hayatının merkezinde yer almaya devam etti. 2014 yılında annesine kavuşamadan vefat etti; odasından hiç giyilmemiş yüzlerce kırmızı çorap çıktı.




Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.