Mardin’de gezilecek kiliseler

Türkiye’nin en kalabalık 26. şehri olan Mardin, tarihi güzellikleri ve dokusu ile giden herkesi kendine hayran bırakıyor. İşte tarih kentte gezilecek kiliseler:

Mardin’de gezilecek kiliseler
Mardin’de gezilecek kiliseler
Haber Merkezi
  • Yayınlanma13 Temmuz 2023 11:39
  • Güncelleme13 Temmuz 2023 11:53
Türkiye’nin en kalabalık 26. şehri olan Mardin, tarihi güzellikleri ve dokusu ile giden herkesi kendine hayran bırakıyor. İşte tarih kentte gezilecek kiliseler:

Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi

Şar Mahallesi’nde bulunan ve Mardin Süryani Kadim Ortodoks Cemaati’ne ait olan Kırklar Kilisesi, 6. yüzyıla tarihlendirilir. 1293’te Mardin’in, Süryani Kadim Patriklik Merkezi olması ile Mardin’de yaşayan Süryanilerin ruhani ve idari işleri, bu kiliseden yönetilmeye başlanmış. Kırklar Kilisesi’nde patrikler ve metropolitler önceleri kilisenin avlusunda tavanları kesme taşla örülmüş odalarda ikamet ederlermiş. 1850’de bu odaların yerine yeni bir patriklik merkezi inşa edilmiş, 1925’te de bu mekân genişletilerek yanına kesme taşlardan bir divanhane yapılmış. 1799’da burada bir okulun açılmış olup, 1825 – 1899 yılları arasında faal olduğu bilinmekte. 1928 yılına kadar kilisede, eğitim ve öğretim devam etmiş. Mor Behnam adıyla da bilinen kilisenin her iki ismi de erken dönem Hıristiyan efsanelerine dayanır. Bir müzeyi andıran kilise, üç giriş kapısı, ince taş işçiliğine sahip mihrapları, dört yüz yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boyası baskılı el dokuması perdeleri, ahşaptan yapılmış ve farklı motiflerle süslenmiş ayin sunakları,  fildişi bezemeli kürsüleri, gümüş kandilleri, kutsal kişilerin tabloları ve elyazması dua kitapları ile zengin bir koleksiyona sahiptir.

Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi 

1860 yılında yaptırılan kilise, bugün müze olarak kullanılıyor. Akustik bir ses düzenine sahip olan kilisede, patriğin oturma ve vaaz yeri ahşap el işçiliği ile süslenmiş olup, zarif bir görünüm sergilemekte. Patrikhane ise, 1895 yılında inşa ettirilmiş. 1988 yılında Kültür Bakanlığı’na devredilen Patrikhane, restore edilerek 1995 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlanmış. Eski Patrikhane binasının bir kısmı, 1914-1915 yıllarında yapılan genişletme çalışmalarında yıkılmıştır.

Mor Yakup Kilisesi

Zeynel Abidin Camii İslamiyetin, Mor Yakup Kilisesi de Hıristiyanlığın önemli mabetlerindendir. Birbirlerinden 50 metre uzaklıkta yer alan ve sürekli birlikte anılan iki yapı ortak bir tarihi geçmişe sahiptir.  Yukarı Mezopotamya’nın en eski kiliselerinden olan ve Mardin’in önemli kültür varlıklarından biri olarak nitelendirilen Mor Yakup Kilisesi,  4. yüzyıla tarihlendirilir. Kilise, hastalara şifa vermesi, engelli insanları iyileştirmesi, bir haftalık bebeği konuşturması gibi mucizelerine inanılan ve azizlik mertebesine yükseltilen Mor Yakup’un adını taşır. 309 yılında Nusaybin episkoposluğuna getirilen Mor Yakup, burada bir katedral ve vaftizhane inşa ettirmiş.  8. yüzyılda katedralin yıkılması üzerine vaftizhane kiliseye dönüştürülmüş ve Mor Yakup Kilisesi olarak anılmaya başlanmış. Kilise, çok iyi korunmuş olarak günümüze kadar ulaşan yüksek kabartma tekniğinde yapılmış bezemelerle süslü. Bezemeler, Mardin’in en iyi taş işçiliği örneklerinden biridir. Mor Yakup ve öğrencisi şair Mor Efrem, 326 yılında da ünlü Nusaybin Okulu’nu burada kurmuşlar. Dünyanın ilk üniversitelerinden biri olan bu okulda, 800-1000 kadar öğrencinin yatılı olarak okuduğu kaynaklarda geçmekte. Nusaybin Okulu’nda teolojinin yanı sıra felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp ve hukuk dersleri verilmekteydi. 38 yıl boyunca bu okulda öğretmenlik yapan Mor Efrem, Süryani edebiyatının önemli bir şairi ve Süryani dilinin en büyük ustası kabul edilir. Birçok ilahi ve şiir yazmış olan Mor Efrem en eski Süryani ilahilerini bestelemiştir.

 

Mor Evgin Manastırı

Çok eski tapınaklardan biri olan manastır, 4. yüzyıla tarihlendirilir.  Manastıra adını veren Hıristiyan azizlerden Mor Evgin’in Mısır’ın Kızıldeniz kıyısında inci dalgıcı olduğu, 340 yılı civarında buraya gelip manastırı kurduğu rivayet edilir. Mor Evgin Manastırı, Tur Abdin Dağı’nın yamacında, ovadan 500 metre yüksekliktedir. Belli bir noktaya araçla gittikten sonra kısa bir yürüyüş sonrasında ulaşılabilir.