Kızıltepe Eğitim Sen’den anadilde eğitim açıklaması

Eğitim Sen Kızıltepe Şube Temsilciliği, 2022-2023 eğitim öğretim yılı başlangıcına dair açıklama yaptı. Eğitim Sen Temsilciliği önünde yapılan açıklamaya çok sayıda eğitimci katıldı. Açıklamayı Eğitim Sen Temsilcisi Nurullah Kılıç gerçekleştirdi. Kılıç, “Türkiye’de eğitimin karşı karşıya olduğu ve geçtiğimiz yıllar içinde birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açılmıştır” dedi. Kılıç şunları söyledi: “Bu genel sorunların haricinde bölgemiz ve […]

Kızıltepe Eğitim Sen’den anadilde eğitim açıklaması
Kızıltepe Eğitim Sen’den anadilde eğitim açıklaması
Selman Güneş
  • 21 Eylül 2022 15:05

Eğitim Sen Kızıltepe Şube Temsilciliği, 2022-2023 eğitim öğretim yılı başlangıcına dair açıklama yaptı. Eğitim Sen Temsilciliği önünde yapılan açıklamaya çok sayıda eğitimci katıldı. Açıklamayı Eğitim Sen Temsilcisi Nurullah Kılıç gerçekleştirdi.

Kılıç, “Türkiye’de eğitimin karşı karşıya olduğu ve geçtiğimiz yıllar içinde birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açılmıştır” dedi.

Kılıç şunları söyledi: “Bu genel sorunların haricinde bölgemiz ve Kızıltepe için eğitimde yaşanan temel sorun; Ana Dilinde Eğitim Hakkının çocuklarımıza ve öğrencilerimize sağlanmıyor oluşudur. UNESCO verilerine göre, dünyada yaklaşık 5 bini yerli dili olmak üzere 7 binden fazla dil konuşulmaktadır. Bu dillerin yüzde 40’ı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. UNESCO’ya göre, yüz yıl içinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacak durumda ise o dil tehlikede, bir dili konuşan hiç çocuk kalmamışsa o dil ölü olarak kabul edilmektedir. UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 18 dil yok olmuş veya yok olma tehlikesi altındadır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 30’uncu maddesinde “Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz” ifadeleri yer almaktadır.

Çocuklar açısından 0-6 yaş arası, zekâ gelişiminin büyük oranda tamamlandığı, çevresiyle ilişkilerini algılamaya ve tanımaya hatta yorumlamaya başladığı bir dönemdir. Zekâ gelişiminin başarıyı anlayan ya da geliştiren özellikleri katılımla ilgili olmasına rağmen, bunun gelişimi yaşanılan çevrenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısıyla ilgilidir. Bu aşamada çocuğun gelişiminde belirleyici olan aile yaşantısıdır. Okul öncesi dönemde çocuk konuşma dili olarak tek dil bilir. Bu dil çocuğun anadilidir. Anadilin çocuk üzerindeki etkisi ailesi ve çevresinden öğrendikleriyle doğru orantılıdır. Bu süreçte çocuk, ona verildiği gibi, öğretildiği gibi anadilini öğrenir. Bu aşamadan sonra çocukta toplumsal ve ulusal kültür oluşur ve bilinçaltına yerleşir.

Anadilinde eğitim alamamak, bir yandan akademik becerileri ve başarıyı çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun düzeyde yakalamasını güçleştirirken, özellikle ergenlik döneminde sadece dil ve ifade becerilerinde değil, duygusal ve sosyal gelişim süreçlerinde de olumsuz yansımalar yaratmaktadır. Eğitim bilimi açısından bakılacak olursa bir bireyin anadilini okul yaşamına katmamak, çocukların sağlıklı düşünmesinin ve yetişmesinin okul dışında bırakılması ve okul çağına kadar yaşadıkları, yaptıkları dilsel faaliyetin yok sayılması demektir. Kuşkusuz bu durumun birçok olumsuz sonucu vardır. Her şeyden önce anadili eğitiminin engellenmesi ve çocukların, onlar için çok yeni olan bir dilde eğitime zorlanması, çocukları çok gerilerde bıraktıkları bir yerden yeniden başlamaya mahkûm etmek anlamına gelmektedir.”