Kahraman: Çiftçiyi bu azaptan kurtarın

Tarım Mahsulleri Ofisinin (TMO) 2024 yılı hububat alım fiyatlarını açıklamasının ardından çiftçi fiyatları beklentilerin altında bularak tepki gösterdi. STK ve üreticilerin tepkisinin ardından Mardin’in ileri gelen kanaat önderi ve çiftçilerinden Mehmet Vecdi Kahraman’da alınan karardan biran önce geri dönülmesini istedi.

Kahraman: Çiftçiyi bu azaptan kurtarın
Kahraman: Çiftçiyi bu azaptan kurtarın
Selman Güneş
  • Yayınlanma9 Haziran 2024 22:58
  • Güncelleme9 Haziran 2024 22:59

Tarım Mahsulleri Ofisinin (TMO) 2024 yılı hububat alım fiyatlarını açıklamasının ardından çiftçi fiyatları beklentilerin altında bularak tepki gösterdi. STK ve üreticilerin tepkisinin ardından Mardin’in ileri gelen kanaat önderi ve çiftçilerinden Mehmet Vecdi Kahraman’da alınan karardan biran önce geri dönülmesini istedi.
Açıklanan fiyat artışların giderlerin altında kaldığını belirten Kahraman şunları söyledi;

Mezopotamya’nın bereketli toprakları üzerinde yaşayan ve üreten çiftçilerimiz, buğday hasadında canla başla çalıştığı şu günlerde, pazara götürdüğü buğdayının ne yazık ki emeğinin karşılığını verecek bir fiyatta olmadığına şahit oluyor.

En büyük gelir kaynağı tarım olan Mardin halkının mısır sezonunda yaşadığı maddi kayıplar yetmezmiş gibi bir de açıklanan buğday fiyatlarıyla yeni bir hayal kırıklığı daha yaşadı.

Cinsine göre kilosu 9 ile 10 lira arasında değişen ve üstelik alındıktan 45 gün sonra ödemesi yapılacak olan buğday fiyatlarının üretim maliyetine bakıldığı zaman, çiftçinin ne kadar büyük bir azabın içinde olduğu daha net anlaşılacaktır.

Resmi rakamlara göre ülke enflasyonumuz %75 oranını aşmışken, sürdürülebilir, sağlam, rasyonel bir tarım politikamızın olmamasından ötürü çiftçilerimiz bu yüksek enflasyon ortamında tohumu, gübreyi, elektriği, ilacı, traktörü, ekipmanı, mazotu, işçilik bedellerini karşılamaya çalışmaktadır.

Ve tüm bunlar karşılandıktan sonra geriye çiftçimizin borçlu çıktığı bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Yüksek elektrik borçları hariç, maliyetin neredeyse satış fiyatına dayandığı buğdaya, 9 lira fiyat biçmek, çiftçiye “sen bu işi yapma” demekten başka ne olabilir?

O da yetmezmiş gibi bir de çiftçinin suluma için kullandığı elektriğin, çiftçiyi dövmek için bir sopa haline getirildiğini görüyoruz.

Kırsaldaki tüm köylerimizin 8 ile 10 saat arasında rutin bir şekilde elektriksiz kalmaları artık gündelik hayatın bir parçası haline getirilmiş durumdadır.

21.Yüzyılda, her şeyin elektrik gücüne bağlı olduğu bir dünyada, insanları temel ihtiyaçlarını karşılamayacak bir noktaya getirmek, evleri karanlığa mahkûm etmek, çiftçinin üretim yapmasının önünü kapatmak, ülke anayasamızda geçen “güçsüzleri, güçlüler karşısında koruyarak, gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü” sosyal ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmakta mıdır?

Özetle, üretmek ve ülkesini kalkındırmak ve kendi geçimini sağlamak isteyen çiftinin bu amaçlarının engellendiğini görmüş oluyoruz.

Çiftçinin önünü açmak, onu desteklemek, kolaylıklar ve imkanlar sağlamak gerekirken, neredeyse onun yoluna taş koyan, onu görmezden gelen, emeğini hiçe sayan bu fiyatlar ve ödeme şartları, çiftçiliği gayrı resmi yasaklamaktan başka bir anlama gelmiyor. Eğer amaç buysa, gerçekten de yasaklayarak çiftçinin umudunu tek seferde kesmenizde yarar var. Çünkü her yıl bu azabı yaşayan çiftçimize bu kadar eziyet etmenin bir sınırı olmalı.

Oysa insanlarımız, atalarından devraldığı bu topraklar üzerinde huzurla ve refah içerisinde yaşamak istiyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde üreten insana, gıda tedarik zincirinde yer alan insana verilen kıymeti almak istiyor.

Çok mu şey istiyor?