Sonbaharın gelişiyle birlikte bazı kişilerde enerji düşüklüğü, işe karşı isteksizlik, odaklanma güçlüğü ve iş yerinde huzursuzluk gibi belirtiler görülebiliyor. Günlerin kısalması, güneş ışığından daha az yararlanılması ve havaların soğuması, günlük yaşam alışkanlıklarını etkilerken iş hayatının yoğun temposu da bu süreci zorlaştırabiliyor.
Uzman Klinik Psikolog Kadir Kıral, sonbahar döneminde yaşanan huzursuzluğun her zaman mesleki yetersizlik veya başarısızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, mevsimsel değişimlerin insanın biyolojik ritmi ve ruhsal durumu üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekti.
Biyolojik ritim ile iş temposu çatışabiliyor
Sonbaharla birlikte doğanın ritmi yavaşlarken iş hayatında aynı üretkenlik ve performans beklentisinin devam ettiğini belirten Kıral, bu durumun kişiler üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti.
Gün ışığının azalması ve uyku düzenindeki değişikliklerin enerji seviyelerini, motivasyonu ve dikkat süreçlerini etkileyebileceğini kaydeden Kıral, kişinin kendisini sürekli yüksek performans göstermeye zorlamasının huzursuzluğu artırabileceğini bildirdi.
Kıral, mevsimsel geçişlerde yaşanan enerji düşüşünün doğrudan başarısızlık veya tükenmişlik olarak yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, kişinin ihtiyaçlarını fark etmesinin ve günlük temposunu buna göre düzenlemesinin önemine işaret etti.
Gün ışığı ve kısa molalar önemli
Sonbahar döneminde ruhsal ve fiziksel iyilik halini desteklemek için günlük yaşamda bazı düzenlemeler yapılabileceğini belirten Kıral, özellikle doğal gün ışığından yararlanmanın önemine dikkat çekti.
Sabah saatlerinde veya öğle arasında 15-20 dakika açık havada bulunmanın uyku-uyanıklık döngüsünü destekleyebileceğini ifade eden Kıral, çalışma saatleri boyunca kısa molalar verilmesinin de faydalı olabileceğini kaydetti.
Kıral, gün içerisinde görevlerin daha küçük ve yönetilebilir parçalara ayrılmasını, belirli aralıklarla masa başından kalkılarak kısa yürüyüşler veya esneme hareketleri yapılmasını önerdi. Bu tür alışkanlıkların yoğun iş temposunu daha dengeli yönetmeye yardımcı olabileceğini belirtti.

Kendini suçlamak yerine gerçekçi hedefler belirle
Mevsim geçişlerinde enerji düşüklüğü yaşayan kişilerin kendilerini eski performanslarıyla kıyaslayarak baskı altına alabildiğini belirten Kıral, bu yaklaşımın içsel çatışmayı artırabileceğini ifade etti.
Kişinin her gün aynı verimlilik düzeyini göstermesinin mümkün olmadığını kabul etmesinin önemine değinen Kıral, işlerin öncelik sırasına konulmasını ve ulaşılabilir hedefler belirlenmesini tavsiye etti.
Kıral, özellikle “Artık hiçbir işi yetiştiremeyeceğim” veya “İşimde başarısızım” gibi genelleyici düşüncelerin sorgulanmasının, yaşanan huzursuzluğun daha gerçekçi değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.
Belirtiler uzun sürerse uzman desteği alınmalı
Sonbahar dönemindeki her enerji düşüklüğünün yalnızca mevsimsel değişimlerle açıklanamayacağına dikkat çekilirken, belirtilerin uzun sürmesi, günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi veya kişinin işlevselliğinde ciddi düşüşe neden olması durumunda profesyonel destek alınması öneriliyor.
Uzman Klinik Psikolog Kadir Kıral, sonbaharın yalnızca verimlilik kaybıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu dönemin kişinin yaşam temposunu gözden geçirmesi, gereksiz yüklerini azaltması ve kendi ihtiyaçlarına kulak vermesi için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
Kıral, kişinin kendisine karşı daha anlayışlı davranmasının ve sürdürülebilir bir çalışma ritmi oluşturmasının hem ruhsal iyilik halini hem de iş hayatındaki odaklanmayı destekleyebileceğini kaydetti.
