Futbolda bazen bir gol atmak için on dakika yeterlidir. Ama o golün hakkını vermek, onu korumak ve üç puana dönüştürmek için doksan dakika boyunca ayakta kalmanız gerekir. Mardin 1969 Spor’un Fatih Karagümrük karşısında aldığı 1-0’lık galibiyetin hikâyesi tam da buydu.
Skor tabelasında yalnızca iki rakam vardı. Ancak o rakamların arkasında mücadele, sabır, inanç ve en önemlisi giderek büyüyen bir hedefin izleri bulunuyordu.
Mardin 21 Kasım Şehir Stadı’nda alınan bu galibiyet, sıradan bir üç puandan çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü Mardin 1969 Spor artık yalnızca maç kazanmaya çalışan bir takım değil, bu ligde kendisine sağlam bir yer edinmeye çalışan bir futbol kimliği ortaya koyuyor.
*DİMİTROV GOLÜ ATTI, MARDİN NEFESİNİ TUTTU*
Maçın henüz 10. dakikasında Zdravko Dimitrov sahneye çıktı. Kayode’nin katkısıyla gelişen hücumun golle sonuçlanması, karşılaşmanın bütün dengesini değiştirdi.
Erken gelen gol, ev sahibi takım için büyük bir avantajdı. Ancak futbolda erken öne geçmenin iki farklı sonucu vardır: Ya rakibin üzerindeki baskıyı artırır, oyunun kontrolünü elinize alırsınız ya da skoru koruma düşüncesiyle farkında olmadan geriye çekilirsiniz.
Mardin 1969 Spor, bu iki durumun arasında gidip gelen bir mücadele ortaya koydu.
İlk bölümdeki istekli futbol, oyuncuların maça ne kadar hazır olduğunu gösterdi. Fakat dakikalar ilerledikçe topun kontrolü daha fazla Fatih Karagümrük’e geçti. İşte bu noktadan sonra mücadele, futbol kalitesinin yanında bir dayanıklılık sınavına dönüştü.
Mardin temsilcisi bu sınavdan galip çıktı. Üstelik karşısında hafife alınacak bir rakip yoktu.
Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Kazanmak başka, oyunu istediğiniz gibi yöneterek kazanmak başka.
*ÜÇ PUAN GÜZEL, AMA EKSİKLERİ GÖRMEZDEN GELEMEYİZ*
Mardin 1969 Spor’un bu karşılaşmadaki en önemli artısı mücadele gücü ve savunma direnciydi.
Futbolcuların skoru koruma konusundaki kararlılığı, takımın birlikte hareket edebilme isteği ve özellikle maçın son bölümündeki savunma organizasyonu galibiyetin belirleyici unsurları arasında yer aldı.
Teknik direktör Ivaylo Petev’in son 20 dakikada beşli savunma hattına dönmesi de bu yaklaşımın en açık göstergesiydi.
Fakat madalyonun diğer yüzüne de bakmak zorundayız.
Karagümrük’ün 14 şut çektiği, Mardin 1969 Spor’un ise kaleyi bulan tek şutunu golle sonuçlandırdığı bir karşılaşmadan söz ediyoruz. Rakibin topa daha fazla sahip olması da oyunun kontrolü konusunda düşünülmesi gereken bir başka ayrıntı.
Elbette futbol topa en fazla sahip olanın kazandığı bir oyun değil. Ama her hafta rakibin hücumlarını karşılayarak, tek gollük avantajı korumaya çalışarak yol almak da kolay değil.
Özellikle hücuma çıkışlarda daha doğru tercihlere, orta sahada daha fazla pas bağlantısına ve kazanılan topları daha etkili kullanmaya ihtiyaç var.
Çünkü bir takımın gerçek gücü, yalnızca öne geçtiğinde değil, oyunun kontrolünü kaybettiğinde nasıl tepki verdiğiyle de ölçülür.
Savunma disiplinini alkışlayalım. Mücadeleyi takdir edelim. Ama daha üretken bir Mardin 1969 Spor görmek istediğimizi de açıkça söyleyelim.
Bu eleştiriler galibiyetin değerini azaltmaz. Tam tersine, bu takımın daha iyisini yapabileceğine duyulan inancı gösterir.
*18 PUANDAN DAHA DEĞERLİ OLAN ŞEY: ÖZGÜVEN*
On hafta sonunda 5 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet…
Toplam 18 puan ve ligde 5. sıra.
Rakamlar oldukça anlamlı.
Ancak benim asıl önemsediğim, bu puanların futbolcuların zihninde oluşturduğu değişim.
Bir takım kazandıkça kendisine güvenmeye başlar. Önce rakiplerinden çekinmemeyi öğrenir, ardından zor maçları kazanabileceğine inanır. Sonra da lig tablosuna yalnızca bulunduğu yeri görmek için değil, ulaşabileceği yeri düşünmek için bakmaya başlar.
Mardin 1969 Spor’un bugün geldiği nokta tam olarak bu.
Elbette onuncu haftadan büyük hükümler çıkarmak doğru olmaz. Önümüzde uzun ve zorlu bir maraton bulunuyor. Ancak takımın artık bu ligde söz sahibi olabileceğine dair ciddi işaretler verdiğini de teslim etmek gerekir.
Önemli olan bu özgüveni rehavete dönüştürmemek.
Çünkü futbolda yükselmek zordur, yükseldikten sonra aynı istikrarı korumak ise çok daha zordur.
*BU ŞEHRİN FUTBOLLA BAĞI BAŞKA*
Mardin’de futbolun anlamı yalnızca doksan dakikalık bir karşılaşmadan ibaret değildir.
Kızıltepe’de, Artuklu’da, Nusaybin’de, Derik’te ve bu şehrin dört bir yanında Mardin 1969 Spor adı, farklı hayatları aynı heyecanda buluşturabilen ortak bir değerdir.
Bir taraftar için takımının galibiyeti bazen bütün haftanın yorgunluğunu unutturur. Bazen bir çay ocağındaki sohbetin konusu, bazen arkadaşlar arasında günlerce sürecek tatlı bir tartışmanın başlangıcı olur.
Bu nedenle sahada kazanılan üç puanın tribünlerde ve şehirde oluşturduğu karşılık, puan tablosundaki yerinden çok daha büyüktür.
Fakat taraftarın sevgisi kadar beklentisi de büyüyor.
Mardinli futbolsever artık yalnızca mücadele eden bir takım değil, ne oynadığını bilen, sahada karakter ortaya koyan ve her hafta üzerine koyarak ilerleyen bir takım görmek istiyor.
Bu beklenti bir baskı olarak değil, kulübün gelişimi için önemli bir sorumluluk olarak görülmeli.
Yönetiminden teknik heyetine, futbolcusundan taraftarına kadar herkesin ortak hedefi, günlük başarıların ötesinde kalıcı bir futbol kültürü oluşturmak olmalı.
Çünkü Mardin gibi futbola tutkuyla bağlı bir şehrin en büyük ihtiyacı, bir sezonluk heyecan değil, yıllarca gurur duyabileceği güçlü bir kulüp yapısıdır.
*ASİL MESELE, BU GALİBİYETİN DEVAMINI GETİRMEK*
Fatih Karagümrük karşısında alınan galibiyet elbette önemli. Ancak bu maçın gerçek değeri, önümüzdeki haftalarda daha iyi anlaşılacak.
Mardin 1969 Spor, Esenler Erokspor deplasmanına giderken yanında yalnızca üç puanın moralini değil, bu maçtan çıkarılması gereken dersleri de götürmeli.
Savunmada gösterilen direnç korunmalı. Hücumdaki üretkenlik artırılmalı. Özellikle skor üstünlüğü elde edildiğinde topun ve oyunun kontrolünü daha uzun süre elde tutabilecek bir anlayış geliştirilmeli.
Çünkü üst sıralarda kalıcı olmak isteyen takımlar, yalnızca iyi mücadele eden değil, gerektiğinde oyunun temposunu belirleyebilen takımlardır.
Ben bu galibiyete bakarken yalnızca sevinmeyi tercih etmiyorum. Sahadaki mücadeleden umut duyuyor, eksiklerden ders çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.
Mardin 1969 Spor doğru yolda olabilir. Ama doğru yolda olmak, yolun tamamlandığı anlamına gelmez.
Dimitrov’un golü üç puanı getirdi.
Futbolcuların mücadelesi o üç puanı korudu.
Şimdi teknik heyetin ve takımın önündeki görev, bu galibiyeti daha güçlü bir futbolun başlangıcına dönüştürmek.
Son sözüm şu:
*Mardin 1969 Spor bugün bir maç kazandı. Ama asıl kazanması gereken şey, her geçen hafta büyüttüğü bu umudun altını doldurabilmek.*
Çünkü bu şehir sevinmeyi de bilir, sabretmeyi de…
Yeter ki sahada formasının hakkını veren, mücadelesinden vazgeçmeyen ve hedeflerine inanan bir takım olsun.
*Yol uzun, beklenti büyük. Ama artık Mardin’in de bu ligde anlatacak güçlü bir hikâyesi var.*
